Kişinin zihnen, bedenen, kalben hülasa bütün varlığıyla Rabbine yönelerek O'na boyun eğmesini ifade eden huşu mü'min olmanın en belirgin özelliğidir. Bu özellik inananların bütün düşüncelerine, ibadetlerine, amellerine yansır. Elbette kişi ibadet ederek, Allah'ı anarak Kur'an okuyarak huşunun tadına varabilir (İsra 17/109, Hadid 57/16 ). Ancak huşu, sadece ibadetlere mahsus olmayıp hayatın her anında Allah'ın huzurunda Müslümanım takınması gereken bir kulluk tavrını ve edebi ifade eder. Bu hali muhafaza etmek için insanın her an Rabbinin huzurunda olduğunun bilincini taşıması ve '' İhsan '' yani '' Sen O'u görmesem de O'un seni gördüğünü bilerek Allah'ı görüyormuşcasına kulluk etme '' (Müslim, İman, 1) şuurunu hayatın her anında canlı tutması gerekir. Peygamber Efendimiz, Müslümanların huşu halini bir ömre yaymalarını arzulamış ve kendisi de şöyle dua etmiştir;'' ....Allah'ım fayda vermeyen ilimden, huşu duymayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.'' (Müslim, Zikir, 73)
GÜNÜN DUASI: Allah'ım! Her işimin koruyucusu olan dinim ile beni ıslah eyle, kurtuluşa erdir. İçinde yaşadığım, geçimimi sağladığım dünyamı benim için ıslah eyle, hayırlı kıl. '' Amin..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder